BOLŞEVİK DEVRİMİ ve DİNİ KOMÜNLER

 



BOLŞEVİK DEVRİMİ ve  DİNİ
 KOMÜNLER

Ekim Devrimi sonrası binlerce komünün kendiliğinden kolektif yaşam modeli yarattığı  Dünya'daki ilk örnek ülke Rusya oldu.

1930'lara kadar devam eden ,sonrasında Stalin  tarafından yok edilecek  bu modelin temelinde , Lenin ve Bolşevik hükümetin komünleri gelecekteki komünizmin gelişmiş bir laboratuvarı olarak görerek açık destek vermesi  yatıyordu. 

Devrimde “kommüna” insanların gönüllü olarak yaşayıp çalıştığı ve yaşamlarının önemli bir kısmını paylaştıkları yer ya da anlaşma anlamına geliyordu. Serfliğin kaldırılması ile birlikte ortaya çıkan “ Obşina (Mir) “ olarak toprak üzerindeki ortak mülkiyet ve yönetim rejimini ifade eden tanımlama da genellikle “köy komünü” olarak çevrilir. Bu toprak rejimi de 1930’larda başlayan zorunlu kollektivasyonla birlikte ortadan kalkmıştır.

Rusça’da “komünal yaşam” şeklinde kullanılan komünalizm ,ortak irade ve gönüllükle karşılıklı yarara dayalı işbirliği içerisinde bir komünde örgütlü yaşamanın kısaltması olarak kullanılır.

Köy Komünü sistemi ise serfliğin ortadan kaldırılması sürecinde , köylünün ortak kullanmına açılan topraklar üzerindeki rejimi anlatır.


1906 temmuz ayında Çar tarafından başbakan olarak atanan
Pyotr Arkadyeviç Stolipin "Köylü yoksul olduğu sürece, kişisel toprağa sahip olmadığı sürece, zorla komünün pençesinde tutulduğu sürece köle kalacaktır ve hiçbir yazılı kanun ona sivil özgürlüğün nimetlerini bahşetmeyecektir. Bu nimetlerden yararlanmak için, ne kadar küçük olursa olsun, belli bir miktarda servet gereklidir. Büyük yazarımız Dostoyevski'nin şu sözlerini hatırladım: 'Para, basılmış özgürlüktür.” der..

Stolipin hazırladığı toprak reformu programında tüm komün (obşina) arazilerinin, özel mülkiyete çevrilmesini savunuyordu. Ancak bu programı uygulayamadan yaşamı bir Narodnik’in kurşunları ile son buldu. Lenin yazılarında Stolipin’in bu programının Rusya’daki tarım sisteminde kapitalistleşme sürecini başlatacağını ve sosyalist devrimin önünü açacağını söyler.
Sonuç olarak , Stolipin’in programının tam anlamı ile yaşama geçirilemediği, Rus köyünün 1920'lere geleneksel köylü komünü ile girdiği ve bu toprak rejiminin devrimden sonra hayatiyetini sürdürmekle kalmayıp, devrimin ilk yıllarında önemli ölçüde güçlendiği bir gerçektir.

Geleneksel köylü komünü, idari-mali işlevler kazanmış bir toprak yönetimi , toplumsal örgütlenme, yerelcilik ve toplumsal özyönetim organlarının devlet iktidarına taban düzeyinde dahil edilmesiyle karakterize edilir. Komün, doğal bir üretken güçler sistemi ve küçük ölçekli köylü çiftçiliğine dayanır ve bu temel korunduğu sürece yeniden üretilir. 1917 şubat devrimi ile ortaya çıkan Köylü Sovyetleri örgütlenmesi de büyük ölçüde işte bu yapı üzerinde kurulmuştur.1

Ekim devrimi ve onun özgürlükçü ortamı ile birlikte , komünizm ütopyası tüm Rusya coğrafyasını sarmıştır.

Bolşevik yönetim, devrimin ilk günlerinden itibaren komünal harekete el atıp, İç savaş sırasında kolektif ve kooperatif tarımı teşvik etme çabasının bir parçası olarak,komünü kırsal üretimin ve yaşamın en yüksek biçimi olarak teşvik etti. Toprak Halk Komiserliğinde (Toprak Bakanlığı) ,bir Komün Dairesi (otdel kommun) komünleri örgütlemeye ,adlandırmaya,kaydetmeye ve onlara mali destek vermeye başladı. Daha önceden kurulmuş olanları bünyesine kattı. Yeni kurulanlara ise toprak ve çiftlik arazisi verdi. 1921 yılına gelindiğinde komünler taşradaki bütün kolektif biçimlerinin % 20’sini oluşturuyordu. O yıllarda devletin, komün dışında, köylerde etkili idari yapılar oluşturmak ve sürdürmek için gerekli personel, mali, bilgi, propaganda ve otorite gücünden açıkça yoksun olduğu görülüyordu.

1920'lerdeki Parti-devlet aygıtının köylerdeki taban düzeyindeki bariz zayıflığı, köylerde toplumsal özyönetim olarak Sovyet yönetimini görmeleri için bir başka güçlü nedeni ortaya çıkardı.

Ancak sonrasında, devlet gücünün ve yerel özyönetimin bir köy birimi olarak komünün statüsünü ve işlevlerini kaybettiği ve sorumluluklarının yalnızca toprak meseleleriyle sınırlı kaldığı ortaya çıkmıştır..

Komünün kamu hukuku statüsü ile idari ve mali işlevleri, Yoksul Köylüler Komitesi sonrası dönemde, komünden bağımsız, örgütsel ve kurumsal olarak bağımsız idari yapılar olarak görülen proletarya diktatörlüğünün organları olan konseylere (sovyetlere ) devredilmiştir.

Zaten savaşın sona ermesinden sonra başlayan , NEP politikaları ile kentlerin daha yaşanılır hale gelmesi komünlerin büyük bir kısmını boşaltmıştır.

Yine de Sovyet hükümeti sonuna kadar kırsal komünlere destek vermeye devam eder. Toprak Halk Komiserliğinin temmuz 1918’de yayınladığı bildiride “Komün kişisel kullanım nesneleri dışında her şeyin ortak olduğu, çalışmanın kollektif olarak da yapıldığı, herkesin mümkün olduğu kadarıyla ihtiyacı kadar aldığı girişim “olarak tanımlandı.

Komüncülerden yemek pişirme ve yeme yerlerini birleştirerek, yakıtttan , yiyecekten ve ev işi emeğinden tasarruf etmesi ve düzenli toplantılarak katılması bekleniyordu.

Komün sisteminin ideal bir tarımsal örgütlenme biçimi olup olmadığı meselesi de parti içerisinde çok tartışılan bir konu olmaya hep devam etti. Örneğin Yuri Larin kentleşme ve sanayileşme çabalarına engellediği düşünesi ile komüne karşı çıkıyordu ve Devlet Çifliğini (Sovhoz) savunuyordu.

1920’lerin sonuna kadar bu tartışma devam etti. Buharin ve Preobrajenski “Komünizmin ABC’si “ broşüründe yine bu modelin arkasında duruyordu.

İç savaşın başlangıcında (1918) toplam 13.000 üyesi olan 500-600 civarındaki komün sayısının, savaşın sona erdiği 1921 ‘de 3.000.’in üzerine çıktığı tahmin ediliyor. 1930’lara doğru ise Komün sayısı 7.600’e kadar çıkmıştır.

Komünalizmi o dönemin kooperatif tarım biçiminden ayıran şey kişisel olmayan bütün mülkün paylaşılmasına dayanıyordu. Paylaşımda ihtiyaca göre ilkesi geçerliydi. Kır komünlerinin yaklaşık 1/3 ‘ünde okul öncesi eğitim kurumları bulunmakta, anneler sırayla buralardan dadılık ve öğretmenlik yapıyordu. Yemek ortak komünal mutfaklarda hazırlanıyordu.

Komünal yaşam pratiklerini örneklemeye devam edersek ; örneğin, komünlerin kendi seçtikleri Kardeşlik,İrade,Umur,Cennet,Proleter,Karl Marks,Lenin,Rose Luksemburg,Çekiç ,Kızıl Yetim,Paris Komünü,Karınca Tepesi ve Özgür Dünya gibi isimleri vardı.

Güney Sibirya Altay bölgesinde “Sahtekarlığa lanet Olsun Komünü” gibi ilginç isimlerde seçilmiştir.

Yaşam pratikleri açısından yine diğer bir örnek;,Güney Rusya’daki “Kızıl Fener Komününde paylaşım için “ihtiyaç komünizmi” ilkesi ile herkesin içinde bir şeyler alabileceği açık bir depo kurulur. Kızıl Ordu Meraşali Budeny’in süvari ordusu gazileri tarafından kurulan bu komünün üye sayısı 2.000 üyeye kadar çıkmıştır.

Bu süreçte sadece kadınlardan oluşan bağımsız Kadın Komünleri de ortaya çıkar.

Balya Komünü isimli bir komünde “Benim “ ve “Bana ait” gibi sözcüklerin kullanılması yasaklanır.

1920’ler deki bu akım yabancı komünlerin ortaya çıkmasını da sağlar. Don kıyısı ve Ukrayna’da ABD ve diğer Çek,Avusturyalı,Kanadalı,Avusturalyalı, Estonyalı komünist ve savaş esirleri tarafından 30 ‘a yakın yabancı komün kurulur.

İsimleri de ilginçtir. Boston Emek, Chicago Harold,Cleveland Proleter Yaşam, Kaliforniya ,Seattle gibi coğrafi isimler yanında Yeni Dünya ve John Reed gibi isimlerde vardır.

Bu yazının konusu da olan Dinsel Komünler en ilginç komün örnekleridir.

Bunlar Çarlık Rusya’sının baskısından kurtulup, devrimin özgürlükçü ortamında hayat bulan Hristiyan mezhepleri ile diğer inanç gruplarının kurduğu komünlerdir. Teosofistler,AntroposofistleriTolstoycular gibi ve bir dizi inanç grubu dinsel adanma duygusu ile muhasebeye ,bürokrasiye ve dış müdaheleye karşıydılar.

Giysi dışında bütün mallar ortaktı. Her dinsel grup gibi kendilerine ait riüelleri vardı.

Örneğin Beyaz Kilise Komününde herkes beyaz giyiyordu. Staranden Komününde herkes vejeteryandı. Bu komünde makine ve para kullanılmıyordu.

Hatta bazıları kendilerine gerçek komünistler diyor, Devrimci Bolşevik düşüncenin hedefi ile kendi hedeflerini birleştiyordu. Başta Lenin olmak üzere ,Sovyet yönetimi bu kurumlara karşı son derece hoş görülüydü ve onları komünizm deneyleri olarak görüp , destek veriyordu.2

Dinsel komünler Stalin dönemi ile ağır baskılarla karşılaşıp, kollektifleştirme sürecinde yok olup gittiler. Yine o dönemdeki “Tanrı Karşıtı” kampanyalar bu süreci tamamladı.

Bu grupların içerisinde en önemlisi protestanlığın bir kolu olan Evanjelik’lerdir.

EVANJELİK KOMÜNLER, 

Evanjelik komünler , Sovyet iktidarının kurulmasından sonraki Rusya’nın çeşitli bölgelerindeki ortaya çıkan  Evanjelik Hristiyanların  Proleter birlikleridir.

Hareketin örgütlenmesinde Evanjelik Hristiyan lider İvan Prohanov önemli bir rol oynar,hareketin teolojik ve teorik bir temellerini o oluşturur.

Prohanov’un liderliğini yaptığı Tüm Rusya Evanjelik Hristiyanlar Birliği , Sibirya'daki  Protestan Evangelsk  Güneş Şehride dahil olmak üzere Sovyet Rusya’da bir dizi örnek dini ve işçi yerleşimi kurmayı planlar. Yukarıda da belirttiği gibi komünlerin faaliyetlerinin , toplumsal ilerlemeye olumlu ekonomik ve kültürel katkı sağlayacağı düşüncesi ile Sovyet Yönetimi tarafından desteklenmektedir. Bu olumlu tutum, evanjelik proleter birliklerinin yaygınlaşmasına önemli ölçüde katkıda bulundu.

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi bu komünler , Stalin dönemindeki din karşıtı propaganda sürecinde "mezhepsel kolektif çiftlikler" tanımlaması ile diğer komünlerle birlikle 1930'larda tasfiye edilir.

Evanjelik Komünlerin arka planında , 1917 Devrimini takip eden yeni ekonomik koşulların, hem inananlar hem de inanmayanlar arasında ortak çalışma hayatı fikrinin yayılmasını kolaylaştırması yatar. Bu süreç, açlık ve gıda kıtlığı nedeniyle şehir sakinlerinin kırsal kesime kitlesel göçüyle daha da kötüleşir. 1918'de Ryazan bölgesinde  "Bethany" ve "Probuzhdenie" komünleri , Tver’de "Gethsemane", "Bethany" ve "Sabah Yıldızı" komünleri kurulur. Aynı şekilde, Novgorod, Bryansk, Yenisei ve diğer eyaletlerde de komünler ortaya çıkar.

Ekim Devrimi'nden hemen sonra Bolşevikler, Protestanlarla olası işbirliği konusundaki tutumlarını belirlemek zorundaydı. Bu işbirliğinin bir biçimi, özellikle gıda ve hafif sanayi, tarım ve el sanatları alanlarında Protestan işçi kooperatifleri olabilirdi [ 12 ] .

SOVYET YÖNETİMİN TUTUMU

Baptist tarım birliği “Priluchye”nin (Novgorod ili) başkanı I. Petrov, 1918 baharında  Lenin’le  ile kısa bir görüşme yapıp ,bu görüşmede inananların Protestan tarım komünleri kurma arzusundan bahseder. Lenin Halk Komiserleri Komitesi Başkanı olarak inananlara bu amaçla toprak tahsis etme emri vereceğine söz verir.

1919-1920 yıllarında Sovyet Hükümeti arazi tahsisi de dahil olmak üzere bu faaliyeti teşvik etmek için bir dizi adım atar. . Ancak 1920'lerin başlarında parti liderliğinin Ortodoks olmayan mezheplere karşı ortak bir politikası yoktur.  Vladimir Bonç Brueviç ve Mihail Kalininde aralarında bulunduğu Bolşevikler onlara özel bir politikanın gerekliliğinde ısrar edip, .Parti içindeki bir tartışmada “mezhepçiliğe bulaşmayacağız” diyen Lenin'in görüşüne destek verdiler.

Tartışma süreci sonrası Sovyet Hükümeti tarafından , Protestan “komünist oluşumların” “genel Sovyet medeni kanun ve düzenlemelerini istinasız ve kesin bir şekilde özümsediği,diğer tarımsal ve endüstriyel komünler gibi Sovyet yapısına organik olarak karıştığı” ilan edildi .

1921 yılında, mezhep mensupları boş arazileri yerleştirmek üzere bir komisyon kuruldu. Bu komisyonun görevi, inananların Sibirya, Kafkasya ve diğer bölgelerdeki boş arazilere yeniden yerleştirilmesini denetlemekti . Komisyonun amacı ise  "zaten topluluklarına örgütlenmiş olan kitleleri ve yaratıcı çalışma yetenekleri, dürüstlükleri, gayretleri, açıklıkları ve samimiyetleriyle kendilerini kanıtlamış olanları tarımsal çalışmalara katılmaya çağırmak..." olarak ifade edilmekteydi.

I. S. Prokhanov’un ideolojik ve teolojik görüşleri;


Ivan Prokhanov, gençliğinden beri sosyalizm düşünceye ilgi duyduğunu , ancak sosyalizmin temel düşüncesi olan Mesih'in inkarını kabul edemediğini söyler. Ona göre sosyalizm "mükemmel hale getirmek" için Mesih'e olan inançla desteklenmeliydi  "Evanjelik Hristiyanlık ve Sosyal Sorun" (1918) broşüründe ve " Yeni İncil Yaşamı " (1925) programatik makalesinde bu düşüncesinin teolojik ve teorik temelini sunar. .

Prokhanov, broşürde ilk Hristiyan komünü olarak Kudüs cemaatinin İncil'deki örneğine atıfta bulunur."İman edenlerin büyük bir kısmı tek yürek ve tek candı; kimse sahip olduğu şeylerin hiçbirini kendi malı saymadı, her şeyi ortaklaşa kullandılar" Elçilerin İşleri  ) . Sadece "hepsinin tek yürek ve tek can olduğu ve hepsinin Tanrı'nın Ruhunun aleviyle kuşatıldığı" bir grup bu özel hayatı gerçekleştirebilir , diye yazar.

Prokhanov, Hristiyan işbirliğinin üç biçimini önerir: Genel topluluk, yarı genel topluluk ve basit topluluk. Genel topluluk, tüm mülkiyetin tam sosyalizasyonunu varsayarken, yarı genel topluluk toprak ve üretim araçlarının sosyalizasyonunu varsayıyordu ve son olarak basit topluluk, yalnızca ürünlerin satışında ve fabrikaların, yağ değirmenlerinin, değirmenlerin vb. ortak bakımında birleşmeyi öngörüyordu. 

Ayrıca, bir Hristiyan emek topluluğu için örnek bir tüzük hazırlayarak, işleyişi ve günlük yaşam için ayrıntılı bir program çıkarır. Prokhanov, " Yeni veya İncil Hayatı " adlı makalesinde fikirlerini geliştirmiş ve gelecekteki İncil " Güneş Şehri "ni canlı bir şekilde tasvir eder.

SÜREÇ



Sovyet hükümetinin somut yardımları , yerel makamlar zorluk çıkarsa da
Hristiyan işçi komünlerinin birliklerinin kurulmasına ve gelişmesine büyük katkıda bulunur. ,

Prokhanov o dönemle ilgili olarak  “Komünlerimizin tüzükleri kabul edildi., hükümetten kolektif emek esasına göre arazi ve kullanma izni alındı. ... Evanjelik tarım komünleri, Sovyet yetkililerinin gözünde yüksek bir itibar kazandı”  der.

Kuruluşlar da dini komünlerin kurulmasına yardımcı olur. Örneğin, 1922'de kurulan ve çeşitli bölgelerde 14 şubesi bulunan "Kardeşlik Yardımı" ortaklığı ile 1924 yılına kadar Baptistler Birliği  çatısı altında her biri 20-50 aileden oluşan 25 komün kurulmuştu ve bunlar ayrıca Evanjelik Hristiyanlar Birliği çatısı altında ortaya çıkmıştı.

Kırsal bölgelerdeki tarım komünlerine ek olarak, NEP' politikaları kentlerde de Protestanların ekonomik işbirliğini geliştirdi. . Hristiyan esnaf kooperatifleri; inşaat, ekmek ve şekerleme üretimi, giysi ve ayakkabı dikimi, halka açık yemek hizmeti düzenleme vb. işlerle uğraşıyordu. Moskova'da en az 6 Protestan kantini bulunmaktadır. Hatta bunlardan biri Tüm Rusya Merkez Yürütme Kurulu (Yüksek Sovyet ) binasının birinci katında bulunuyordu ve bu kantin diğer ticari faaliyetlerinin yanı sıra sıra çeşitli kongre ve toplantılara katılanlara hizmet veriyordu . Vejetaryen kantinler yine Evanjelistler tarafından yaygınlaştırılır. (Moskova'da - "Pishcheprodukt", "Primiris", "Gigvegstol") 

NEP döneminde hristiyanlar tarafından çeşitli ticari işletme ve kooperatifler yaygınlaşmıştır. Çeşitli kaynaklarda Evanjelik Hristiyanlar ve Baptistler tarafından oluşturulan yaklaşık 400 farklı üretim ortaklığı olduğu söylenmektedir.

Bethany Komünü



Başarılı bir tarımsal evanjelik komününe örnek olarak, Tver bölgesindeki "Bethany" gösterilebilir . Ivan Prokhanov burayı birkaç kez ziyaret eder. 1928 baharındaki ziyareti ve komündeki durum hakkında ayrıntılı bir raporuHristiyan " dergisinde yayınlanır. Ziyaret sırasında, komünün çocuklar da dahil olmak üzere 108 üyesi bulunmaktadır. Komün, bir çiftlik evi, bir meyve bahçesi, bir sebze bahçesi, ekili arazi, bir çayır ve bir ormandan oluşan 470 hektarlık bir araziye sahiptir.

"Bethany" tahıl, sebze, meyve ve yonca yetiştirilmekte ve saman hasadı yapılmaktadır. Arazi, pulluk ve bir araba ile birlikte krediyle satın alınan bir  Ford marka traktörle işleniyordu . Ayrıca büyük bir arıcılık işletmesi bulunmakta ,bunun yanında inek, at, domuz, koyun ve kümes hayvanları yetiştirilmektedir. Bunun yanında bir demirci dükkanı, bir metal işleme atölyesi, bir tabakhane, bir ayakkabıcı dükkanı, bir terzi dükkanı, bir dokuma atölyesi, bir değirmen ve bir tereyağı yayık makinesi ile birlikte kiremit ve kereste fabrikası makinelerine de sahiplerdi. Komün üyeleri, çevre köylerden gelen köylülerin ekipmanı ücretsiz kullanmalarına izin veriyor ve yerel halk sık sık öneri almak için komüne başvurnaktadır.

En önemli konular genel toplantılarda karara bağlanıyor, yemekler ortak bir masada yeniyordu. Ayrı yemek pişirme düzeni yoktu. Beş büyük binadaki dairelerde yaşıyorlardı. Çocuklar okula gidiyor, komün hem laik hem de evanjelik gazete ve dergilere abone oluyordu. Komünün kendi kütüphanesinde 500 cilt kitap bulunuyor, okul çocukları için bol miktarda eğitim ve yazı malzemesi vardı.

Ekonomik faaliyetlere ek olarak, komün hayır işleriyle (ihtiyaç sahiplerine yiyecek ve barınak sağlama) ilgileniyor ve İncil'i vaaz etmek için yakındaki köylere ve kasabalara gidiyordu Tatillerde, komün üyeleri dini ayinler düzenliyorlardı 

Yerel yöneticiler komüne karşı olumlu davranıyordu. Devlet Bankasıda komün ihtiyaç duyduğunda kredi sağlıyordu.

Komünün fotoğrafları ve bir raporu 1924'teki Tüm Rusya Sergisi için Moskova'ya gönderildi ve bu da "Bethany" için %25 vergi indirimine yol açtı . Komün, il, ilçe ve volost tarım sergilerinde övgüler, sertifikalar ve ödüller aldı.

1929'da, “sahte tarım birlikleri” ile mücadele kampanyasının bir parçası olarak, “Bethany”, Tver Yürütme Komitesi'nin kararıyla “sahte kolektif çiftlik” olarak kabul edilerek kapatılır.

Bunun öncesinde Lenin’in ölümünü sonrası , Hristiyan işbirliğinin geliştirilmesinin uygunluğu konusunda parti tartışmalar 1920'lerin sonlarına doğru başlamıştır.

Örneğin, M. I. Kalinin'in Mayıs 1924'te RCP(b)'nin 13. Kongresi'nde inançlıların iş gücü potansiyelinden bahsettiği raporu, partililer tarafından eleştirilse , kongrenin sonuç raporu olumludur..

Sonuç bölümünde Halen mevcut olan mezhep mensupları ekonomik ve kültürel unsurları ile birlikte Sovyet çalışmalarının ana akımına yönlendirilmesini sağlamak için ustaca bir yaklaşım gereklidir" denmektedir..

Genel olarak Protestanlara ekonomik faaliyetlerinde tavizler verilirken, ideolojik alandaki uzlaşmazlığın varlığı inkar edilmiyordu.

1924 yılının sonundan itibaren, yani Lenin’in ölümü sonrası, Protestanlara yönelik devlet politikası, Hristiyan işçi kooperatifleri meselesi de dahil olmak üzere sıkılaştırılmaya başlandı.

1925 yılının sonlarında Tüm Birlik Komünist Partisi (Bolşevikler) Merkez Komitesi Ajitasyon ve Propaganda Dairesi çalışanı Fyodor Putintsev " Bezbozhnik " gazetesindeki makalesinde “  Proleter Dini komünlerin Sovyet kooperatif hareketini dini bir temelde böldüğünü ve sorumlularını devrimci ideallere ulaşmak için değil, ekonomik sorunları çözmek için komünler kurmakla suçlar’ “ .

Bundan sonra, genel olarak Protestanlara ve özellikle de işçi kooperatiflerine yönelik tutum her geçen yıl daha da sertleşmiştir.Bunun yanında Tüm Rusya Evanjelik Hristiyanlar Birliği , tarımda ileri teknikleri hayata geçirebilmek için kendi uzmanlarını yetiştirmeye başlar.. Bu amaçla, Kafkasya'daki Maslov Kut bölgesinde bulunan Amerikan Örnek Tarım Çiftliği'nde bir tarım okulu kuruldu ve Leningrad İncil Kursları mezunları burada eğitime gönderilir.

10. Tüm Birlik Evanjelik Hristiyanlar Kongresi (1926 sonu), evanjelik komünlerin ve tarikatların örgütlenmesinin uygunluğunu kabul etti ve yönetime mümkün olan her türlü yardımı sağlaması talimatını verdi. Onuncu Tüm Birlik Kongresi'nin ardından, elde ettiği başarı dalgasıyla Prokhanov, Altay bölgesinde günümüz Altay Bölgesi topraklarında , Evangelsk  projesini ( Güneş Şehri olarak da bilinir ) gerçekleştirmek için çalışmalarını yoğunlaştırır.

Şehrin yerleşim düzenini güneşe benzetilmişti. Merkezde , ibadethaneler , okullar, hastaneler vb. ile çevrili, 2 mil çapında bir kare bulunuyordu ; sokaklar bu kareden yeşil bahçeler ve korularla çevrili olarak yayılıyordu. Meydandan güçlü bir projektör—"güneş"—parlıyordu. Şehirde Hristiyan düzeni ve temizliğinin korunması, bahçecilik , arıcılık , koyun yetiştiriciliği , at yetiştiriciliği , ipekböcekçiliği vb . tarım işletmelerinin ise banliyölerde örgütlenmesi planlanıyordu.

Prokhanov, Tarım Halk Komiserliği'nden arazi tahsis etme ve araştırma çalışmaları yürütme izni alır. . Bu amaçla Ağustos 1927'de Sibirya'ya giden Prokhanov, yerel tarihçiler ve diğer uzmanlarla yapılan görüşmelerden sonra şehir için bir yer seçilir.

Burada, Prokhanov ve ona eşlik eden 11 Eylül'de sembolik olarak bir sedir ve bir Amerikan akça ağacı dikerler ve bir kilise ayini düzenlerler.

Evangel projesinin uygulanmasıyla eş zamanlı olarak, Prokhanov'un başkanlığındaki yürütmek kurulu Sibirya'nın diğer bölgelerinde ve Primorye'de benzer projelerin oluşturulmasını planlarlar. Sibirya’nın çeşitli bölgelerinde keşifler gerçekleştirirler.

Stalin'in Evanjelik Hristiyanlara ve Baptistlere yönelik baskı poltikası.

Sovyet hükümetinin Hristiyan komünleri ve artellerine (kooperatif) yönelik politikası 1920'lerin ortalarında değişmesine rağmen ve eskisi kadar büyük coşku ile destek görmeseler de 1927-1928'e kadar komünler bir ciddi bir sorun yaşamadılar.

Ancak 1927-1928'de, daha yüksek vergiler, arazi tahsisine yönelik yaklaşımlar vb. politikalarla baskının şiddeti arttı.

 Aslında Komün mülkiyetinin (hayvanlar, makineler, ve diğer envanter) kamulaştırılması ve daha sonra yerel köylülere veya "normal" kolektif çiftliklere devredilmesi alışılmadık bir durum değildi .

 Bazen bu keyfiliğin resmi ve yasal gerekçesi olarak komünlerin ve artellerin faaliyetlerinin ekonomik işlevlerinin ötesinde ötesine geçtiği, söylendiği oluyordu.

 Bu, komünlerin sonraki süreçte "sahte tarım birlikleri" olarak nitelendirilerek tasfiye edilmesini gerektiği de söylenmeye başladı.

Şubat 1929'da, Tüm Rusya Sovyet Merkez Yürütme Kurulu Başkanı sıfatıyla  Lazar Kaganoviç, "Din Karşıtı Çalışmaları Güçlendirme Tedbirleri Hakkında" bir kararname yayınladı.

Bu belge, diğer hususların yanı sıra, hayırseverliği ve "ekonomik ve örgütsel faaliyetin yaygın gelişimini" (Hristiyan işçi birliklerinin gelişimi de dahil olmak üzere) din karşıtı propagandanın başarısını engelleyen faktörler olarak listeledi . Bu direktifin yayınlanmasından sonra ülkede Hristiyan komünlerine karşı açık bir baskı başladı.

Bu kararnamede her vatandaşın ancak tek bir dini ya da inanç grubuna üye olabileceği,bu grupların en az 20 kişiden oluşabileceği ve tüzel kişiliğe haiz olmamakla birlikte NKVD (İç İşleri Bakanlığı ) içerisinde özel bir kayıt sisteminde kayıt yaptıracakları ve bundan sonra Belediye meclisi ve Bölge Yürütme kurullarının göstereceği mekanlarda bir sözleşme ile dini ibadetlerini yerine getirebilecekleri düzenlenmişti.

Yine bu kararnamede dini derneklere “

(a) Yatırım yardımı fonları, kooperatifler, üretim dernekleri kurmak ve genellikle mülkiyeti dini ihtiyaçları karşılamaktan başka herhangi bir amaç için ellerinden alan kullanmak;

b) üyelerine maddi destek sağlamak;

c) hem özel çocukların, gençliği, kadın, dua ve diğer toplantıları ve genel İncil, edebi, iğne işi, emek, öğretim dini, vb. toplantılar, gruplar, çevreler, bölümler, toplantıların yanı sıra geziler ve oyun alanları, açık kütüphaneler ve okuma odaları düzenlemek yasaklanmıştı.

Sağlık ve ve tıbbi bakım düzenlemek için faaliyet gösterebilecekleri , ibadet yerlerinde ve tesislerinde sadece bu tarikatın amacı için gerekli olan kitaplar saklayabilecekleri de belirtmekteydi.Yine bu kararnamede NKVD makamlarından izin alınmak kaydıyla ,yürütme organlarını seçmek için kongre düzenlemek hakkına da sahipti.

Bu koşullar altında, derneklerin temsilcileri sık sık yetkililere başvurarak, ortak dualar ve hizmetler düzenleme izniyle birlikte, genel tarım kooperatiflerinin standart tüzüğü altında yeniden kayıt altına alınmayı talep ettiler, ancak bu talepleri reddedilerek, bunun yerine, inananlara bireysel olarak genel kolektif çiftliklere üyelik başvurusunda bulunmaları tavsiye edilir.

Sonraki adımlar, tarımsal artellerin tüzüklerinin yeniden tescil zorunluluğu getirilmesi "tarımsal yapılaşmayı dini ibadetten ayırmak" için ), toplu duaların ve ibadet hizmetlerinin yasaklanması ve komünlerden "sosyal olarak yabancı unsurların" çıkarılmasıdır.

"Yabancılar" yerine, çoğunlukla komünistler ve Komsomol üyeleri olmak üzere dışarıdan kişiler kolektiflere dahil edildi ve bu kişilere liderliğe girme ve artellerin Sovyetleştirilmesi görevi verildi.

Aynı zamanda, reforme edilmiş arteller komşu kolektif çiftliklere tabi kılındı .

Bazı bölgelerde, oy haklarından idari olarak mahrum bırakılan aktif inananlar (papazlar, diyakonlar, vaizler ve koro şefleri otomatik olarak "oy hakkından mahrum bırakılmış" kategorisine giriyordu), sadece kolektif çiftliklerde çalışma hakkına değil, aynı zamanda onların topraklarında yaşama hakkına da sahip değildi .

Hristiyan komünlerinin dışarıdan gelenlerle sulandırılması, disiplinin azalmasına (propaganda dilinde “sınıf mücadelesinin yoğunlaşmasına” ) ve nihayetinde ekonominin çöküşüne yol açtı. Komünlerin ve artellerin önemli bir kısmı 1930'ların başında tasfiye edildi ..Hristiyan Güneş Şehri - İncil — projesi vb gibi projeler uygulanması, I.V. Stalin'in  kişisel müdahalesinden sonra 1928'de tamamen iptal edildi.

Tolstoyculuk


Tolstoyculuk 1880’lerde Lev Tolstoy'un dini ve felsefi öğretilerinin etkisiyle ortaya çıkan bir felsefi ve dini akımdır. Bu inancın ilkeleri Leo Tolstoy tarafından " İtiraf ", " İnancım Nedir? ", "Hayat Üzerine", "Hristiyan Doktrini" ve Diriliş romanı ve diğer eserlerinde ortaya konmuştur . Takipçileri kendilerine "özgür Hristiyanlar" olarak ta tanımlamaktaydı. Tolstoyculuk sadece Rusyada değil,Batı Avrupa,Hindistan Japonya’ya kadar destek bulmuştur. Özellikle Mahatma Gandhi , Tolstoyculuğun destekçisiydi . 1880'lerde ve 1900'lerde İngiltere ve Güney Afrika'da Tolstoycu koloniler kuruldu.

Aynı dönemde Rusya’da Tver , Simbirsk ve Harkov eyaletlerinde ve Transkafkasya'da Tolstoycu koloniler ortaya çıkmaya başladı [ Bu kolonilere "kültürel inziva yerleri " deniyordu . 1897'de Rus Ortodoks Kilisesi'nin 3. Misyoner Kongresi, Tolstoyanizmi "dini-sosyal bir mezhep" olarak ilan etmesine rağmen,sonrasında kilise tarafından hazırlanan raporlarda, Ortodoks Kilisesi'nin en tehlikeli düşmanı olarak nitelendirilir.

Tolstoy, İsa'nın dirilişini reddedip, Hristiyanlığı yalnızca etik bir öğreti olarak algıladı. Tolstoycular, örgütlü Kilisenin dogmalarını, halka açık ibadeti reddetti, kilise hiyerarşisini ve din adamlarını tanımadı , ancak Hristiyanlığın ahlaki ilkelerine büyük değer verdi. Tolstoycular, Ortodoks Kilisesini ve genel olarak resmi dini, ayrıca devlet şiddetini ve sosyal eşitsizliği eleştirir.

Tolstoyculuk, ilk dönemlerinde anarşizmle birçok ortak noktaya sahipti ; her iki hareket de askeri-devlet mekanizmasına duyulan ihtiyacı reddedip bunn yerine bireysel akla, karşılıklı yardımlaşmaya yönelik doğal arzuya ve emek kardeşliğine hitap ediyordu.

Ancak Prens Kropotkin'in I. Dünya Savaşı'nın başlamasına olumlu tepki vermesinden sonra, hareketler arasındaki iletişim kesilir.

Tolstoycuların bir çok pasifist mezhep gibi savaş karşıtı olmaları nedeniyle , 1.Dünya Savaşı ilan edildikten sonra zorunlu askerlik hizmetini reddetmeye başladılar. Bunun sonucu olarak yargılandılar, disiplin taburlarına, hapishaneye ve bazıları da ağır çalışma cezasına çarptırıldılar. 1916'da bir grup Tolstoycu Moskova'da savaş karşıtı broşürler dağıttı . Tutuklandılar ve askeri mahkemeye çıkarıldılar, ancak beraat ettiler.Tolstoycuların toplam sayısının 1917 itibariyle 5-6 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Başlıca ilkeler şunlardır: bağışlama, şiddet yoluyla kötülüğe karşı direnmeme , herhangi bir millete karşı düşmanlıktan kaçınma ("düşmanlarınızı sevin"), İsa'nın Dağdaki Vaaz'da ilan ettiği gibi "komşuyu sevme", ahlaki özgelişim, sadeleştirme…

TOLSTOYCU KOMÜNLER

1921 yılında, Leo Tolstoy'un yakın arkadaşı Vladimir Çertkov'un dostu olan 20 yaşındaki Boris Mazurin tarafından, Moskova / Troparyovo köyü yakınlarındaki 20 kişilik bir tarım komünü kuruldu.

Komün üyeleri, sıcak suyla ısıtılan büyük bir ev, ortak bir mutfak, yemek odası ve yaşam alanları inşa ettiler. Yiyecek, barınma, aydınlatma ve ısıtma ortak ve ücretsizdi ve her üye giyim ve ayakkabı için ayda 25 ruble alıyordu.

Ancak 1930'da kolektivizasyon başlayınca , yerel yetkililer komünarlara zulmetmeye başladı. Kuntsevo Bölge Yürütme Kurulu , komünü feshetme ve tüm mülkleri ve çiftlikleri Troparevo köyünden bir grup köylüye devretme kararı aldı. Komünarların şikayeti üzerine bu karar iptal edildi, ancak komünarlar yeniden yerleşmeye karar verdiler.

28 Şubat 1930'da RSFSR Tüm Rusya Merkez Yürütme Kurulu Başkanlığı, komünarların Kazakistan veya Batı Sibirya'ya yerleşmelerine izin veren bir karar aldı .

Komün üyeleri çiftliklerini Kaşçenko Psikiyatri Hastanesi'ne sattılar ve Novokuznetsk'e taşındılar ; burada günümüzdeki Abashevo köyünün bulunduğu yerde kendilerine arazi tahsis edildi. Stalingrad yakınlarındaki Dünya Kardeşliği cemaatinin üyeleri ve Urallardan Subbotnik köylüleri de onlara katıldı . 1931 sonbaharına gelindiğinde, komünün 500'den fazla üyesi vardı.

Komünün ana geliri sebze yetiştiriciliğinden geliyordu; komün üyeleri Kuznetskstroy'a sebze, patates ve tahıl tedarik ediyordu . Ancak yerel yetkililer, komünü genel vergi ve zorunlu tedarik planına dahil ederek, uygulanması mümkün olmayan hedefler belirledi ve 13 süt ineğinden yedisini komünün elinden aldılar.

Komünarlar kendi okullarını kurdular ve çocuklarına devlet müfredatına göre değil, kendi müfredatlarına göre eğitim verdiler. Ancak 1934'te şehir meclisi, komün okulunun devlet müfredatına göre çalışmasını gerektiren bir karar aldı. Tolstoycular bu gerekliliği görmezden geldiler ve 1935'te iki öğretmenleri dini konuları öğretmek suçlamasıyla yargılandı ve 1936'da okul kapatıldı.

1936'da, karşı devrimci faaliyet suçlamasıyla Komünarların tutuklanması başladı. 1936'dan 1940'a kadar 65 Komünar baskı altına alındı; bunlardan 24'ü kurşuna dizildi veya kamplarda öldü.

1 Ocak 1939'da, Kuznetsk Bölge Yürütme Kurulu kararıyla , Yaşam ve Emek komünü bir tarım kooperatifine devredilerek, mülkleri dağıtıldı.

1949'da hayatta kalan komünciler, "Tolstoycu" bir kolektif çiftliğin bulunduğu yeni bir yerde Talzhino köyünü kurdular; bu çiftlik 1957'de devlet çiftliğine dönüştürüldü .

Sonuç yerine;

Ekim devrimini ortaya çıkaran güç eşit ve özgür yaşam ütopyası ise onun motor gücü de kolektif yaşamı inşa etme iradesiydi. Bolşevik ütopyacılardan Bogdanov “Ütopyalar gerçekleştirilmeyen özlemlerin,karşılaştıkları dirence eşit olmayan çabaların bir ifadesidir” der. Sovyet devriminden sonra kendiliğinden ortaya çıkan komün modelleri de bu ütopyanın ürünüdür.

Bu ütopya Lenin ölümü ve Stalin’in iktidarını kökleştirdiği 1920’lerin sonrasında, şiddete dönüşmüş bir devlet aygıtı karşısında sönüp gitmiş ve ütopya yenilmiştir.





















1Yakşiyan, Oleg Yurievich- “1920'li yıllarda Rusya'daki bir köyde köylü topluluğu ve yerel yetkililer”

2Richard Sities-Devrimci Hayaller -Rus Devriminde Deneysel Yaşam ve Ütorpyacı Vizyon -Sel Yayınları

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CİNAYETİN ANATOMİSİ- Mustafa Suphi ve Yoldaşlarının katli

ERZURUM VALİSİ DELİ HAMİT’TEN “TEŞKİLATI MAHSUSA ” Suphi ve Yoldaşlarının Katli 3.bölüm

BÜYÜK SUSKUNLUK ,BÜYÜK TESLİMİYET- Suphi ve Yoldaşlarının Katli-2